İçimi açıp baksak, oluk oluk yalnızlık fışkırır.Bazen çok fazla gidesim geliyor.. Gözlerimi kapatıyorum sımsıkı , belki bir daha açılmaz diye. Kötü bir rüyadan uyanıyorum, daha kötü olan gerçekliğe. Boğazımda hep çözülemeyen bir düğüm..Yarım kalmış anlamsız bir cümlenin yüklemi gibiyim. tek başına, tamamlanamamış.. hiçbir yere ait
hissedemiyorum kendimi. Sürekli bir yabancılık hissi.. Nereye gitsem, istemediğim bir yere ilk defa gidiyormuşçasına ayaklarımın yere sürtünmesi. Ayaklarını sürterek yürüme derdi babam küçükken. O zamanlar düzgün yürümeyi bilmiyordum, şimdi nasıl yaşamam gerektiğini..
Gece yolculuğunu çok sevdim her zaman. Anlamsızca verdiği o huzuru..Karanlığı,ışıkları ve yıldızları. Bazı yıldızların nasıl olur da 2-3 sene önceki halini görebildiğimizi düşünürdüm. Belki bir armağandı Tanrı'dan gece yolculuklarındaki anlamsız huzur ve yine Tanrı'nın lanetidir akan gözyaşlarım..
Su akıp yolunu buluyor da..
Ben bulamıyorum
Bir yol..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder