Bir kitap okudum, hayatım değişti... diye bir giriş yapmak isterdim de maalesef öyle bir aydınlanma yaşamadım. Bugün Doğum günüme 3 ay kaldığını
farkettim, 32 yaşıma gireceğim. Otuziki! Benim hissim tam olarak yitip giden zamanın bendeki manevi etkisi. Fiziken zaten kazayaklarım çıkmış, saçlarıma beyazlar düşmüş vaziyette, e yaşlanıyorum. Şu anki olay bir anda gelen “Zaman nasıl bu kadar hızlı geçiyor” ve “Daha dün ufacıktım ne ara 32 oldum ki” yaşlandığımı idrak edebilme durumu. Özellikle sevdiğim insanı kaybettikten sonra ellerimde koca bir boşluk ve üzüntülerden başka bir şey olmaması bende “Noluyor ya?” Etkisi yarattı. Olayın mutlu olmakla bir alakası yok. Tamamen iyi şeyler deneyimleyip, farkındalıklı hissetmek üzerine kurulu. Savaştan,kötü hissettiren Kişiler ve olaylardan uzaklaşıp, kendi alanımda keyif alabildiğim her şeyi yaşamak. Her gün yaşlanıyorum ve her gün kötülüklerle, olumsuzluklarla ruhumu besliyorum. Ne kadar günüm kaldı kim bilir? Belki bende farkındalık yaratan 32. Doğum günümü göremeyeceğim bile, bilmiyorum. Ama şu an ölsem bile şu yazıyı yazarken aldığım keyif ve farkına vardığım bir sürü şey benim için bir artı olacaktır. Neticede 1 kere şu hayata geliyoruz. Tadını çıkarmak gerek.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder